Bir maçtan bahsediyorum. Herkesin gözleri önünde oynanan, Yeni Web'i kimin temsil edeceğinin belli olduğu bu büyük, dev, beynelmilel maçtan!
Üzülerek söyleyelim ki sevgili Microsoft sevdalıları, ASP.NET, Yeni Web heyecanını bize tribünden izletiyor. Biz, kurumsal uygulamaların ölçeklenebilmesinin, "komünikasyon faundasyon"ların peşindeyken, web'in gerçek müşterisi olan bireyler kendilerine göre bir yol buldu ve Yeni Web'i o kanaldan inşa etti.
Gelinen noktada ASP.NET mühendisleri, Internet Explorer'in mühendisleriyle kafa kafaya vermiş Yeni Web'e neresinden dalarızın hesabındalar. Aynı hesap biz gibi boyuna kadar Microsoft'a gömülmüş ve gözünü ve gönlünü "Özgür Yazılım" denen harekete kapatmış kurbanlar için de geçerli.
ASP.NET kaybedince biz de kaybetmiş sayıldık.
Esaretin Bedeli
Esareti ufku dar olmakla, tek bir kulvarda at koşturmakla açıklıyorum. Yazılım dünyasında esir olmak istemediğiniz kadar kolay. Çünkü ürünler platform bağımlı ve platformun üstüne koyduğunuz her şey yeni bir platform. Sofranın üzerine sofra açıyorsunuz ve en üste koyduğunuz tencerenin kapağı başka sofrada açılmıyor.
Bu kadar kolay olan esaret, yazılımcının önündeki en büyük tehlike. Bu devingen, hareketli sektör, bilincinizi, birikiminizi hallaç pamuğu acımasızca gibi savuruyor.
Dünya şimdi ASP'ye ve ASP.NET'e omuz vermiş yiğitlerin nasıl da geriden koştura koştura geldiklerini seyrediyor. Özgür Webciler'in de kıs kıs güldüğünü hissedebiliyorum.
ASP Eksikti, ASP.NET ise Fazla
ASP ile sisteme ilaveten yüklenen bileşen kullanmadan bir şey yapabilen var mı? Sunucuya dosya yükleme işlerine bile bileşen lazımdı hatırlayalım. Bezmişti site sahipleri. İsyanlardaydılar. Microsoft, isyana ASP.NET ile sağlam bir karşılık verdiğinde hepimiz apışıp kalmştık açıkçası. Bu kadar radikal bir cevap beklemiyorduk.
Bildiğimiz her şey yalan olmuştu. HTML işçiliği kalmamıştı. Hadi sadece iş mantığına odaklanalım, kodlarımız karışmasın. Ölçeklenebilir olalım, hızlı olalım, hızlı geliştirelim vs. derken ASP.NET bambaşka bir web geliştirme deneyimine sokmuştu bizleri. Bir kere alıştınız mı bir daha bırakmanın zor geleceği bir deneyim. Kod adı esaret.
ASP'de olmayan her şey ASP.NET'te ganiydi. Adeta imkan yağıyordu üzerinize. Nereyi isterseniz oraya. İstediğiniz yoksa yazması bedava. Kullanması da bedava.
Biz bu süt banyosunda yüzerken dışarıda bir şeyler oluyordu.
Özgür Gerillalar Şehre İniyor
"Özgür Yazılım" kavramıyla [Vikipedi'den: kullanıcısına çalıştırma, kopyalama, dağıtma, inceleme, değiştirme ve geliştirme özgürlükleri tanıyan yazılım türü] tanışalı epey oluyor. PHP, MySQL, Apache de bu orkestranın meşhur çalgıcılarıdan. Üçü bir arada... Bir de Linux üzerine kurulunca Fındıklı oluyorlar.
İşte bu insanlığın katkısıyla yücelen değerler, yine aynı çerçevede gelişen kişisel yayıncılık projelerini de yaygınlaştırmaya başladığında, biz bahar uykusundaydık muhtemelen. Ben o uykudayken misal, WordPress denen bir gerçek doğuvermiş, haberim olmadı. RSS bir zümrenin oyuncağı iken uluslararası protokol olmuş. XmlRPC kabarmış, Flickr'lar fırtına, Blogger'lar kasırga olmuş.
Sınıf Mümessili Seçildi Bile
Microsoft ne yaparsa yapsın, bize nasıl imkanlar sağlarsa sağlasın sevgili dostlar, bu temsil hakkını kaybetmiştir. Live.com platformuna abanması, Internet Explorer için Firefox'tan tecrübe kopyalaması, ASP.NET'e gömülü AJAX bileşenler sunması, "Code Plex"ten Source Forge mevlidi okutması... bu temsil hakkını, şimdilik Microsoft lehine çeviremeyecektir. Üsküdar'ın geçildiği o kadar aşikar ki.
Evet, kurumsal pazarda .NET kullanmanın keyfine yok. Ama ya dönüp de kişisel, Yeni Web anlayışında bir site inşa edelim desek, ASP.NET bizi geriyor. Evet, samimi söylüyorum, İlker de ben de geriliyoruz. Dünyadaki diğer .NET'çi biraderlerimiz de geriliyor olmalı ki bir ürün çıkmıyor ortaya. Şu kullandığım DotNetBlogEngine adlı yazılıma bakınız. Adam, MetaWebLog API'lerini gerçeklemekle meşgul. Özgür Yazılım'cıların döküntülerini toplamakla yani.
Evet sevgili Özgür Camia! Microsoft'un yönlendirmesiyle biz "kurumsal"a boyanmıştık ki Yeni Web'i size kaptırdık.
Büyüksün WordPress.